Hayatımızdaki Devler...
Çocuğunuzla ayakta yanyana dururken hiç farkettiniz mi, yüzümüzü görmek için ne kadar yükseğe bakmaları gerekiyor?
Kendimizi çocukların yerine koysak da bir hayal etsek..
Bizi doyuran, seven, bazen kızan, üstümüzü başımızı temizleyen birileri olsa ve bunlar bizim en az iki katımız yüksekliğinde olsalar... Sevilirken iyi ama bize kızılırken ne korkunç olurdu halimiz.. Ellerimizi tutan bazen şşştt diye işaret parmağıyla bize kızan eller, bizimkilerden iki kat büyük olsa rüyalarımıza girerdi uyarılmalarımız... Su bardağımız bile ancak iki elimizle taşıyabileceğimiz kadar büyük, ve başımızın hizasındaki bir masada olsa, masanın diğer ucunu da göremesek ayrıca, oturmak istediğimiz koltuk göğüs hizamızda olup, oturmak istediğimizde büyük bir eforla adeta tırmanmamız gerekse, kapı kolları başımızdan bile yukarıda, basamaklar diz hizamızda olsa ve herbir basamak ancak iki adım yürüyerek bitirilebilse, bir topu iki elimize sığdıramasak, aynada kendimize baktığımızda yanımızdaki kişinin ayaklarını görebiliyor olsak sadece ve bu ayaklar bizim diz boyumuz büyüklüğünde olsa ve daha nice aşağılık hissine kapılacağımız durumlarda varlığımızı sürdürmemiz gerekiyor olsa idi nice olurdu halimiz...
Böylece biz çocuklarımız için devasa, erişilmesi güç ve belki de kafalarındaki en güçlü yaratıklarız... En korkusuz ve en güçlü... Bir yerlerde okumuştum, belli bir yaşa kadar, belki de sonsuza kadar çocuklar, anne-babalarının herşeyin üstesinden gelebileceklerini düşünürmüş. O yüzden korkulu rüya gördüklerinde, "ben o hayaleti kovaladım, bir daha gelmeyecek", "o canavarı yok ettim sen korkma" gibi telkinlerimize yürekten inanırlar ve anne-babalarının korkusuzluğuna ve gücüne sonsuz güven duyarlarmış. Küçükken kafalarda oluşan bu inanışlar, belki de sonsuza kadar sürermiş dedik ya.. Gerçekten de insanın ömrü boyunca, başı dara düştüğünde desteği anne-babasının yanında araması da onların herşeyin üstesinden gelebileceğine duyulan sonsuz güven ve inancın bir işareti değil midir? Çocuklarımız ne kadar büyürse büyüsün kafalarındaki anne-baba imajlarına ömür boyu layık olabilmemiz ve onları hayal kırıklığına uğratmamamız dileğiyle...
Kendimizi çocukların yerine koysak da bir hayal etsek..
Bizi doyuran, seven, bazen kızan, üstümüzü başımızı temizleyen birileri olsa ve bunlar bizim en az iki katımız yüksekliğinde olsalar... Sevilirken iyi ama bize kızılırken ne korkunç olurdu halimiz.. Ellerimizi tutan bazen şşştt diye işaret parmağıyla bize kızan eller, bizimkilerden iki kat büyük olsa rüyalarımıza girerdi uyarılmalarımız... Su bardağımız bile ancak iki elimizle taşıyabileceğimiz kadar büyük, ve başımızın hizasındaki bir masada olsa, masanın diğer ucunu da göremesek ayrıca, oturmak istediğimiz koltuk göğüs hizamızda olup, oturmak istediğimizde büyük bir eforla adeta tırmanmamız gerekse, kapı kolları başımızdan bile yukarıda, basamaklar diz hizamızda olsa ve herbir basamak ancak iki adım yürüyerek bitirilebilse, bir topu iki elimize sığdıramasak, aynada kendimize baktığımızda yanımızdaki kişinin ayaklarını görebiliyor olsak sadece ve bu ayaklar bizim diz boyumuz büyüklüğünde olsa ve daha nice aşağılık hissine kapılacağımız durumlarda varlığımızı sürdürmemiz gerekiyor olsa idi nice olurdu halimiz...Böylece biz çocuklarımız için devasa, erişilmesi güç ve belki de kafalarındaki en güçlü yaratıklarız... En korkusuz ve en güçlü... Bir yerlerde okumuştum, belli bir yaşa kadar, belki de sonsuza kadar çocuklar, anne-babalarının herşeyin üstesinden gelebileceklerini düşünürmüş. O yüzden korkulu rüya gördüklerinde, "ben o hayaleti kovaladım, bir daha gelmeyecek", "o canavarı yok ettim sen korkma" gibi telkinlerimize yürekten inanırlar ve anne-babalarının korkusuzluğuna ve gücüne sonsuz güven duyarlarmış. Küçükken kafalarda oluşan bu inanışlar, belki de sonsuza kadar sürermiş dedik ya.. Gerçekten de insanın ömrü boyunca, başı dara düştüğünde desteği anne-babasının yanında araması da onların herşeyin üstesinden gelebileceğine duyulan sonsuz güven ve inancın bir işareti değil midir? Çocuklarımız ne kadar büyürse büyüsün kafalarındaki anne-baba imajlarına ömür boyu layık olabilmemiz ve onları hayal kırıklığına uğratmamamız dileğiyle...

1 Comments:
Canınıza dilinize aklınıza duygularınıza sağlık. Çocuk-Emekli olarak yaşamaya çalıştığım hayatım boyunca hissetiğim ama anlatmaya üşendiğim, hattâ çoğumuzun üşendiği, belki de utanıp gizlediği hisleri okumuş olmaktan mutluluk duydum.
Yorum Gönder
<< Home